Başlangıç / Yazarlar / Fulya Coşgun / İmdat Polis!

İmdat Polis!

Bugün bir kez daha anladım ki güzel Türkiyem gerçekten çok zor bir süreçten geçiyor. Üzülerek söylüyorum ki devletin bazı kurumları, ego tatmini yeri hâline gelmiş. Kanunda geçen haklarımızın hiçe sayıldığı bazı resmî kurumlara umarım bir işiniz düşmez bu aralar…

Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü, Milli Birlik Polis Merkezi’nde, bugün bana yaşatılan bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. İnsanın dalgınlığı sonucu herhangi bir eşyasını kaybetmesi son derece normaldir. Eminim hepinizin başına gelmiştir benzer bir durum. Efendim ben de kimliğimi kaybettim. Durumu fark ettiğim an, soluğu İl Emniyet Müdürlüğü’nde aldım. Tek derdim; durumumu birine izah edip, kaybolan kimliğimin hükümsüzlüğünü beyan etmek. Gitmeden önce de internet üzerinden araştırma yaptım, emniyette çalışan yakınlarıma danıştım. Edindiğim bilgilere göre, yapmam gereken tek şey, hazır bir metni imzalayıp, görevli polis memuruna teslim etmek. Yani birkaç dakika sürecek bir işlem.

Ama ne mümkün… Önce emniyet binasında “Bu durumla biz ilgilenmiyoruz, yan tarafa sorun…” cümleleri başladı. Nerdeyse koridordaki bütün kapıları çaldım, herkes beni başından savdı. Dakikalarca oradan oraya savruldum durdum. Neyse biri çıktı da bu işlemi Milli Birlik Polis Merkezi Amirliği’nde yapabileceğimi söyledi.

Soluğu polis merkezinde aldım. Danışmadaki polis memuruna durumumu izah ettiğimde, benimle göz teması bile kurmadı ve aldığım cevap şu oldu: “Hanımefendi kimliği nerede kaybettiyseniz oraya gidin. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok…” İyi de kimliğimi burada kaybettim, sizin yapabileceğiniz bir şey yok da kimin var?

Dakikalar sonra beni bir polis memuruna yönlendirdiler, ismini ömrüm boyunca unutmayacağım bir polis memuru… Durumumu bir kez de ona izah ettim. Adam birden kükremeye başladı: “Bir kimliğinize sahip çıkamıyorsunuz, sonra bizi uğraştırıyorsunuz! Adam gibi biri gelmez ki buraya! Bıktık sizden! Ne iş yapıyorsun sen? Cevap ver lan!” Bu cümleleri söylerken resmen gözlerinden alevler çıkıyordu ve öfkesinden koridorda bir o yana bir bu yana gidip geliyordu. On an kendimi, basit bir evrak işini halletmeye çalışan sıradan bir vatandaş gibi değil de azılı bir katil, amansız bir suçlu gibi hissetim, hissettirildim…

Bu sırada 80 yaşlarında bir amca geldi, derdi neydi onu bile anlatamadan, bir azar da o yedi ve bugün git yarın gel düsturuyla uzaklaştı. Ben ise dakikalardır işlemimin yapılmasını bekliyordum. Öfkeyle yine bana döndü bütün koridoru inletecek bir sesle yine bağırmaya başladı: “Senin işini yapmasına yaparım; ama yapmıyorum nereye gidersen git!” Ben sakin bir ses tonuyla “Ya işlemimi yapın ya da yapabileceğim bir yere yönlendirin” deyince adam iyice deliye döndü, önüme bir kağıt fırlattı, gözlerimin içine öfkeyle bakarak, öyle bir kalem çarptı ki şiddetinden masa sallandı. Soğuk kanlılıkla imzamı atıp belgeyi uzattım. Gözümün içine bakarak öyle bir kaşe bastı ki muhtemelen hayalinde benim kafamı eziyordu…

Çıkınca düşündüm, bu muydu benim güzel ülkem? Görüntü ve ses kaydının yapıldığı polis merkezinde devletin polis memuru,  hizmet bekleyen bir vatandaşa nasıl oluyordu da böylesine psikolojik şiddet uygulayabiliyor ve bu manzarayı gören hiç kimse de sesini çıkarmıyordu…

Demokratik eylem hakkını kullanan öğrenciye, işçiye, memura biber gazı sıkarken, acımasızca joplarken, telsizle başına vurup yakın mesafeden ateş ederken, “Öldüm vurmayın!” diye feryad eden genci döverek öldürürken, emir kulu olan polis, ekmek parası derdine bütün bunları yapabilirken neden vatandaşın çok basit bir işlemini yapamıyor? Vatandaş, en doğal haklarını talep ettiğinde neden psikolojik şiddete maruz kalıyor?

Ben bugün psikolojik şiddete maruz kaldım, insanî haklarım Türkiye Cumhuriyeti’nin bir polis memuru tarafından acımasızca çiğnendi ve toplum olarak, yarın kim bilir nelere maruz kalacağız belli değil… Polis memurları acilen rehabilite edilmelidir. Aksi taktirde “Polis imdat!” nidalarının yerini, “Eyvah polis geliyor, imdat polis!” nidaları alacak…

Hakkında: FULYA COŞGUN

Kontrol Ediliyor

Türk Dünyası Çocuk Tiyatrosunda Azerbaycan ve Türkiye Örneği

Bugün bütün dünyada “Çocuk ve Tiyatro” konusu belirsizliklerle doludur ve aydınlatılması gerekmektedir. Türkiye, çocuk tiyatrosuna …

Bir Cevap Yazın